AB kendine çelme takıyor: Otomotivde işler karışabilir

Avrupa’nın "made in Europe" kuralları otomotiv sektöründe çok ciddi sorunları beraberinde getireceğe benziyor. Teşvik ve kamu alımlarının yalnızca AB içinde montajlanan araçlara verilecek olması Türkiye, ABD, Japonya ve Fas için sorun olabilir. Ancak uzmanlar, böyle bir hamlenin AB’nin otomotiv pazarına da darbe vurabileceği görüşünde.

24 Haz 2026 - 15:51 YAYINLANMA
AB kendine çelme takıyor: Otomotivde işler karışabilir

Avrupa Birliği yeni dönemde enerjiden güvenliğe, savunmadan otomotiv sanayiine kadar çok farklı alanda ‘kendi içinde çözüm üretebilen bir merkez’ olmak istiyor. Bu kapsamda ‘AB Endüstriyel Hızlandırıcı Yasası’ hayata geçiriliyor. Ancak kıta ülkelerinin uzun yıllardır kurmuş olduğu düzen, yaşlı nüfus, sahip oldukları altyapı gibi parçalar birleştiğinde hedefe ulaşmak pek de kolay görünmüyor.

Bu noktada öne çıkan meselelerden biri de AB içindeki otomotiv endüstrisinin bu yeni kurallardan nasıl etkilenebileceği… Getirilmek istenen düzene göre otomotivdeki teşvikler ve kamu alımları için ‘AB içerisinde montaj’ şartı koşuluyor. Madalyonun diğer yüzündeyse yüzde 70 yerli üretim zorunlu kılınıyor. Elbette amaç Avrupa genelinde otomotiv üretim kaslarını güçlendirebilmek.

AB’nin yeni otomotiv kuralları Türkiye için ne anlama geliyor?

Otomotiv sektörünün yakından tanıdığı bir isim olan ve daha önce dünyanın en önemli otomotiv markalarında üst düzey yöneticilik yapan Hakan Doğu bu soruya yanıt vermeden önce mevcut tabloyu özetliyor.

AB ülkeleri ve Türkiye’nin ticari açıdan çok önemli iki partner olduğunu söylüyor. Otomotivde ise işlerin daha da kritik hale geldiğini belirtiyor. “AB'den otomotiv ithalatımız 25-28 milyar dolar. AB'ye otomotiv ihracatımız ise 28-30 milyar dolar civarında. Yani bu kalemde Türkiye, AB'ye karşı dış ticaret fazlası veriyor. 2025'te toplam otomotiv ihracatımız 41,5 milyar dolarla tarihi rekor kırdı ve bunun yaklaşık üçte ikisi AB pazarına gitti.” diyor.

Türkiye’nin Toyota, Stellantis (Fiat/Tofaş), Hyundai, Renault ve Ford için düşük maliyetli bir üretim üssü olduğunu anlatıyor Doğu. “Üstelik bu grupların kendi içinde hem maliyet hem kalite olarak en iyi tesisleri barındıran, yüz binlerce kişiyi istihdam eden ve AB ile gümrük birliği üzerinden entegre bir ülkeyiz.” bilgisini paylaşıyor.

[Türkiye, otomotiv üretiminde uzun yıllardır Avrupa'nın en önemli paydaşlarından biri. Foto: AA ]

“ABD, Japonya ve Fas da süreçten rahatsız”

Hakan Doğu, Türkiye’nin kalan yüzde 30’luk kısma hapsedilmek istendiğinin altını çiziyor ve Ankara’nın bu sıkıntıları yaşayan tek merkez olmadığını anlatıyor:

“Avrupalı bazı üreticiler bu yasayı destekliyor. Ancak en önemli şartları teşvik verilmesi. Avrupa'da enerji ve işçilik maliyetleri Türkiye ve Fas'a kıyasla daha yüksek. Bu iki ülkedeki üretimler AB'ye taşınacaksa, bunun karşılığında ilave teşvik talep ediliyor.
Toyota ve Ford Avrupa ise ‘İngiltere ve Türkiye'nin dışlanması AB içindeki üretimi de zayıflatır’ görüşünü savunuyor. Ayrıca Türkiye aşırı değerli TL’ye rağmen Avrupa’daki birçok tesisten daha verimli ve kaliteli üretim yapıyor. Doğu Avrupa'da büyük ölçüde misafir işçilerle yapılan üretim ise uzun vadede sürdürülebilir görünmüyor.

Eğer yasa geçerse AB'nin kurduğu tüm ticaret sistemi yalnızca AB içine hapsedilecek. Belki de birlik, başta maliyet artışı olmak üzere pek de yüzleşmek istemeyeceği sıkıntıyla karşılaşacak. Sadece otomotivde değil örneğin savunma sanayiinde de özellikle belli merkezlerin ısrarla Ankara’yı denklem dışında tutmak istediğini görüyoruz. Bunlar salt ekonomik adımlar değil. Aynı zamanda jeopolitik bir mücadelenin de izdüşümü.

Uzun yıllardır bu sektördeyim. Tecrübeme göre böyle bir kararla yalnızca Türkiye, Japonya, ABD ve Fas kaybetmeyecek. AB de kaybedecek. Çünkü evdeki hesabın çarşıya uyması zor. Sahadaki dinamikler çok çetrefilli.

Öte yandan Avrupa ülkelerinin Çin’e karşı kendilerini koruyabilmeleri için de Türkiye’ye ihtiyacı var. Umarım bu hatadan dönülür ve Türk otomotiv endüstrisi AB ülkeleriyle yakın ilişkisine önümüzdeki süreçte de devam eder. AB ile Türkiye’nin birlikte yaşamayı net şekilde öğrenmesi lazım. Aksi halde iki taraf için de kimsenin kazanamadığı bir senaryo yaşanır.”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: