2026’da Trump: 'Özgür dünya'nın lideri mi, 'topal ördek' başkan mı?
Yüksek hayat pahalılığı, düşen popülerlik ve Cumhuriyetçi cephedeki çatlaklar… Donald Trump’ın ikinci döneminin ilk yılı, onu iç politikada savunma yapmak durumunda bıraktı. Ara seçimler yaklaşırken Trump gücünü koruyabilecek mi?
Donald Trump’ın 2025’te Beyaz Saray’a dönüşü, ABD başkanının ticaretten uluslararası ilişkilere kadar uzanan sert bir MAGA (Make America Great Again - Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) gündemiyle ilerlemesiyle dikkat çeken çarpıcı bir siyasi geri dönüş oldu.
Trump, çalkantılı geçen 2025’e damgasını vurmuş olsa da, yaklaşan ara seçimler nedeniyle yeni yılın kendisi için daha zor geçebileceği değerlendiriliyor.
Avrupalılar açısından bu durum, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana kıtanın ekonomik refahı ve güvenliğinin temel direği olan transatlantik ilişkinin MAGA politikalarının hedefi haline geldiği zor bir yılın ardından yakından izlenmesi gereken başlıklardan biri.
ABD, tarihsel müttefikini “gerileyen, düzensiz göç altında ezilen, kimliğini kaybeden, kötü ekonomik politikalar ve aşırı düzenlemelerin kurbanı” olarak resmederken; Avrupalılar ise bu ilişkinin temel niteliğinin kalıcı biçimde değişebileceğini, bunun kapsamı ve hızının ise ara seçimlerle belirleneceğini kabul ediyor.
Peki Washington’daki uzlaşmaz bir pazarlıkçıyla nasıl başa çıkılabilir?
Bunun bir yolu, Trump’ın fiili gücünün yeni yılda azalmasını izlemek ve görev süresinin sona ermesini beklemek olabilir. Son dönemdeki anketler, ABD başkanının popülaritesinin gerilediğini gösteriyor. Hatta MAGA tabanı içinde bile.
Zaferinde kritik rol oynayan Hispanik seçmenler gibi bazı kilit gruplar, sert göç politikaları ve ICE baskınlarının yarattığı endişeler nedeniyle artık eskisi kadar destek vermiyor.
Trump, siyasi dokunulmazlığına ve inşa ettiği MAGA hareketinin popülerliğine inanmaya devam etse de, Alman Marshall Fonu’ndan (GMF) kıdemli uzman Ian Lesser, “tarihsel gerçekliğin devreye girdiğini” söylüyor.
Lesser, Euronews’e yaptığı değerlendirmede, “Seçmen derin bir güvensizlik içinde ve Trump’ın ikinci döneminde ondan uzaklaşabilir. Soru bunun yapısal mı yoksa geçici mi olduğu,” dedi.
Gelecekten endişeli Amerikalılar, sorumluluğu büyük ölçüde Trump’a yüklüyor
Gümrük tarifelerinden göçe, enflasyondan sağlık hizmetlerine, Avrupa’yı hedef almaktan Beyaz Saray’daki bazı kurumları tasfiye etmeye kadar pek çok başlıkta Amerikalıların çoğu, Trump’ın ABD siyasetini kendi görüşleri doğrultusunda yeniden şekillendirme girişimlerinden rahatsızlık duyuyor.
Son anketler, gıda ve konuttan günlük harcamalara kadar pek çok alandaki yüksek fiyatlar için Amerikalıların Trump’ı suçlamaya başladığını ve bunun siyasi eğilimleri değiştirdiğini gösteriyor.
Kasım ortasında Public First tarafından yapılan bir ankete göre, Amerikalıların yüzde 46’sı ABD’de yaşam maliyetinin “hatırladıkları en kötü seviyede” olduğunu söylüyor; bu görüşe 2024’te Trump’a oy verenlerin yüzde 37’si de katılıyor. Ankete katılanların yine yüzde 46’sı, bu yüksek fiyatların sorumluluğunu Trump’a yüklüyor.
Neredeyse her iki Amerikalıdan biri gıda, enerji faturaları, sağlık hizmetleri, konut ve ulaşımı karşılamanın zor olduğunu söylerken, en azından ciddi bir algı sorunu olduğu ortada.
Trump ise ısrarla sorun olmadığını, fiyatların aslında düştüğünü savunuyor ve ekonominin gelecek yıl sıçrama yapacağına dair neredeyse mesiyanik bir inanç sergiliyor.
“Ulaşılabilirlik krizi” söylemini Demokratların bir “aldatmacası” olarak nitelendirirken, siyasi rakipleri bu konuyu sürekli gündeme getiriyor.
Demokrat stratejist Julie Roginsky, Euronews’e e-posta yoluyla yaptığı değerlendirmede, “Ekonomi sendelemeye devam ediyor ve Trump’ın ulaşılabilirlik krizini ‘Demokrat aldatmacası’ olarak nitelemesi, en sadık seçmenleri bile Piggly Wiggly’de et fiyatlarına bakarken lüks bir butiğe girmiş gibi hissettiriyorken kulağa absürt geliyor,” dedi.
Mesele Trump için bile 'ekonomi'
Ulaşılabilirlik krizi, geçen yıl dalgalı hale gelen genel ekonomik tablonun bir parçası. İşsizlik, kasım ayında yüzde 4,6’ya yükseldi; bu oran Covid pandemisinin en karanlık dönemlerinden bu yana görülmemişti.
Bazı ekonomistlere göre bunun nedeni, Trump’ın 2 Nisan’da başlattığı gümrük tarifeleri. Başkanın “Kurtuluş Günü” olarak adlandırdığı bu adımın, ABD’nin sanayi kapasitesini yeniden inşa etmesinin başlangıcı olması hedeflenmişti.
Ancak sonuç tam tersi oldu. Ekonomi 60 bin imalat istihdamını kaybetti, fabrika inşaatları en az yüzde 5 geriledi ve enflasyon yüzde 3 arttı.
Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nden (CEPR) kıdemli ekonomist Dean Baker’a göre, “Trump’ın en büyük iddiası, ülkeye geleceğini düşündüğü 20 trilyon dolarlık yatırım.” Bu tutarın, tarifelerin düşürülmesi karşılığında ortaklarca taahhüt edilen yatırımlardan oluşacağı söyleniyor; ancak gerçekleşeceğine dair bir garanti yok.
Baker, “Bu miktar yıllık GSYH’nin üçte ikisine, mevcut yıllık yatırım seviyesinin ise neredeyse yedi katına denk geliyor. Ama verilerde buna dair tek bir kanıt yok,” dedi.
Chicago'daki Ford Montaj Fabrikası'nda bir Ford araç montaj hattı. (AP Fotoğrafı/Amr Alfiky, Arşiv) AP Photo
Tüm bunlara ek olarak, ABD Yüksek Mahkemesi Trump’ın gümrük tarifelerinin hukuka uygunluğunu değerlendiriyor ve 2026’nın başlarında bir karar açıklayabilir.
Buna rağmen Beyaz Saray, Trump’ın ekonomi alanında zemin kaybettiği iddialarını reddediyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, yaptığı açıklamada, “Joe Biden’ın yarattığı ekonomik yıkımı toparlamak, Başkan Trump için görevinin ilk gününden itibaren bir öncelik oldu,” dedi.
Desai, “Başkan Trump, ilk döneminde tarihi bir ekonomik refah yaratan politikaları hayata geçirmeye daha yeni başlıyor,” diye ekledi. “Amerikalılar, en iyi günlerin henüz gelmediğinden emin olabilir.”
Beyaz Saray, Noel öncesinde açıklanan son makroekonomik verilere de özellikle dikkat çekti. Veriler, varlıklı Amerikalıların güçlü tüketim harcamalarının etkisiyle ekonomik büyümenin üçüncü çeyrekte yıllıklandırılmış bazda yüzde 4,3’e hızlandığını ve tahminleri açık ara geride bıraktığını gösterdi.
Bu artış, ikinci çeyrekteki yüzde 3,8’lik büyümenin ardından gelirken, ilk çeyrekte ise ekonomi daralma kaydetmişti.
Ancak yaz aylarındaki bu ivme, tüketici güvenine ilişkin olumsuz gelişmelerle gölgelendi.
Conference Board’un yakından izlenen tüketici güven endeksi, aralık ayında üst üste beşinci kez geriledi. Bu, 2008’den bu yana görülen en uzun kesintisiz düşüş oldu.
Seçim rüzgârları Demokratlar lehine dönüyor
Peki Trump sandıkta ekonomik argümanı kazanıyor mu? Pek sayılmaz.
Son bir yılda yapılan seçimlerde Cumhuriyetçi adaylar, ülke genelinde dikkat çekici yenilgiler yaşadı. Öyle ki, Demokratlar Miami’de belediye başkanlığı yarışını yaklaşık 30 yıl sonra ilk kez, 19 puan farkla kazandı.
Ancak ülkedeki mevcut ruh hâlini en iyi yansıtan yarış, aralık ayının başında Cumhuriyetçilerin kalesi olarak görülen Tennessee’nin Temsilciler Meclisi’ndeki 7. bölgesi için yapılan ara seçim oldu.
Trump’ın bir yıl önce 22 puandan fazla farkla kazandığı bu bölgede, Cumhuriyetçilerin farkı bu kez yalnızca 8 puana düştü.
Bu sonuç, bir yıl içinde seçmen tercihinde Demokratlar lehine çift haneli bir kaymaya işaret ediyor.
Güney Karolina'daki Croft Baptist Kilisesi'nde bulunan bir oy verme merkezinin yakınında bir oy verme noktası tabelası görülüyor. AP Photo
Cumhuriyetçi stratejist Matt Whitlock, “Bu, Cumhuriyetçiler için şimdiye kadar gördüğümüz en büyük, yanıp sönen kırmızı alarm işaretlerinden biri,” diye yazdı.
Whitlock, “Eğer ülkedeki her Temsilciler Meclisi bölgesi aynı ölçüde yani yaklaşık 15 puan sola kaymış olsaydı, 2018’dekinden çok daha ağır bir ‘mavi (Demokrat) dalga’yla karşı karşıya kalırdık,” değerlendirmesinde bulundu.
Durumu daha da karmaşık hale getiren unsur ise Tennessee’deki Cumhuriyetçi adayın Trump’ın açık ve güçlü desteğini almış olmasıydı.
Bu da Trump’ın onay mührünün bile seçim kazanmaya yetmeyebileceğini gösteriyor.
Trump ve Beyaz Saray ekibi yerel seçimlere yoğun biçimde dâhil olurken bile, Demokratlar normalde sağlam bir Cumhuriyetçi seçmen tabanında ciddi kazanımlar elde etmeyi başardı.
Bu tablo, Kamala Harris liderliğinde yaşanan hezimetin ve Joe Biden’ın kampanyadan geç çekilmesinin ardından Demokrat Parti’nin toparlanma sinyalleri verdiğine işaret ediyor.
2026’da Cumhuriyetçiler için rekabetin çok daha zorlu geçmesi bekleniyor.
Trump Hispanikler ve gençler arasında destek kaybediyor
Trump’ın politikalarından hayal kırıklığına uğrayan ve geçen yılki zaferinde kilit rol oynayan bazı gruplar, Başkan’dan uzaklaşma belirtileri gösteriyor.
Son YouGov anketine göre, 2024’te Trump’a kritik destek veren Latin kökenli seçmenler arasındaki desteği hızla eriyor. Şubat ayında onay ve ret oranları neredeyse başa başken, Trump’ın net destek oranı bugün 38 puan eksiye düşmüş durumda (yüzde 31 onay, yüzde 69 ret).
Benzer bir eğilim gençler arasında da görülüyor. Son dönemde daha muhafazakâr bir çizgiye kaydıkları gözlenen genç Amerikalılar, Trump’ın önceki başarı sağladığı bir başka kilit gruptu.
Geçen ilkbaharda 18–22 yaş arası seçmenler Trump’ın performansını kıl payı onaylıyor, 23–29 yaş arası seçmenler ise kıl payı onaylamıyordu. Ancak bugün bu iki yaş grubunda da Başkan’a yönelik hoşnutsuzluk sırasıyla 30 ve 34 puan gibi büyük farklara ulaşmış durumda.
Bu yaş gruplarının yalnızca yüzde 6’sı şu anda “Amerika’da her şeyin iyi gittiğine” inanıyor.
Latin kökenli seçmenler ve gençler, şaşırtıcı olmayan biçimde Trump’ın göç politikalarından özellikle rahatsız. Bu konu, Trump’ın geçen yılki seçim vaatlerinin de en belirgin başlığıydı.
Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana Trump, ABD-Meksika sınırında ulusal acil durum ilan edilmesi, bölgeye yüzlerce asker konuşlandırılması ve izinsiz göçmenlerin ya da yabancıların çocuklarına doğuştan vatandaşlık verilmesini sona erdirme girişimi gibi, mahkemelerde itiraz edilmesi beklenen bir dizi başkanlık kararnamesi imzaladı.
Yönetim ayrıca güney sınırında iltica sürecine erişimi büyük ölçüde kapattı, mülteci yerleştirme programlarını askıya aldı ve Latin Amerika ülkelerinden binlerce kişi için geçici insani korumaları sona erdirdi.
Mart ayında Trump, yüzyıllar öncesine dayanan Yabancı Düşmanlar Yasası’nı (Alien Enemies Act) devreye sokarak, Venezuelalı göçmenlerin mahkeme kararı olmaksızın El Salvador’daki kötü şöhretli bir hapishaneye gönderilmesini sağladı.
Bu adım, hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma hakkının yönetim tarafından aşındırıldığı yönünde sert eleştirilere yol açtı.
26 Mart 2025'te, İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, El Salvador'daki Tecoluca Terörle Mücadele Merkezi'ni gezerken, zincirlenmiş mahkumlar duvara yaslanmış halde duruyor. AP Photo
Veriler, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlilerinin giderek artan biçimde sabıkası olmayan göçmenleri hedef aldığını gösteriyor.
Washington’daki liberteryen düşünce kuruluşu Cato Institute’ta göç çalışmaları direktörü olan David Bier’e göre, gözaltına alınanların yalnızca yaklaşık yüzde 5’i şiddet içeren bir suçtan hüküm giymiş durumda.
Sonuç olarak Kaliforniya’dan Florida’ya kadar Latin kökenli topluluklar büyük bir korku yaşıyor. İnsanlar işe ya da okula gitmemeye, alışveriş merkezleri gibi kamusal alanlardan kaçınmaya başladı.
Bu duruma örnek hikâyelerden biri, Chicago’da bir kreşte çalışan Diana Santillana Galeano’ya ait. Galeano, geçen kasım ayında çocukların ve velilerin gözü önünde, herhangi bir yakalama emri olmaksızın ICE ajanları tarafından gözaltına alındı.
Ajanların Galeano’yu Rayito del Sol kreşinden zorla çıkarması, ülke genelinde büyük tepki topladı.
Galeano, ancak bir federal yargıcın gözaltını “hukuka aykırı” bulması üzerine ICE gözetiminden serbest bırakıldı. Onun yaşadıkları, bu yıl derlenen çok sayıdaki tanıklıktan yalnızca biri.
Bugün Latin kökenli seçmenlerin dörtte üçü, Trump’ın sert göç politikasını reddediyor.
Bazı Cumhuriyetçiler de Trump’tan uzaklaşmaya başlıyor
Siyasi rüzgârların yön değiştirdiğini hisseden bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın gündeminin belirli unsurlarına ya da doğrudan Trump’a karşı ses yükseltme konusunda daha cesur davranıyor.
Aralık ayında Indiana’daki Cumhuriyetçi eyalet senatörleri, Beyaz Saray öncülüğünde yürütülen ve eyaletin kongre seçim bölgelerini yeniden çizmeyi amaçlayan agresif bir girişimi engelledi.
Aynı dönemde Kongre’de 20 Cumhuriyetçi, federal çalışanların sendikal haklarını sınırlayan Trump’ın başkanlık kararnamesini geri çevirmeyi amaçlayan bir yasa tasarısında Demokratlarla birlikte oy kullandı.
Yine geçen aralıkta Kongre, Avrupa’nın savunmasını güçlendirmeyi hedefleyen iki partili bir yasayı kabul ederek Trump’ın dış politika yaklaşımına açık bir meydan okuma sergiledi.
Bazı Cumhuriyetçiler ayrıca Hollywood yönetmeni Rob Reiner ve eşinin öldürülmesinin ardından Trump’ın kullandığı sert ve duyarsız dil nedeniyle Başkan’ı kamuoyu önünde eleştirdi.
Çatlaklar, Trump’ın kendi “Make America Great Again” (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketi içinde de görülüyor.
Bunun en dikkat çekici örneği, uzun süredir Trump’ın en yakın müttefiklerinden biri olan Marjorie Taylor Greene’in Başkan’a yönelik sert eleştirilerde bulunması ve Kongre’den istifa edeceğini açıklaması oldu.
Georgia Temsilciler Meclisi Üyesi Marjorie Taylor Greene, Washington'daki ABD Kongre Binası önünde. AP Photo
Greene, geçen yıl kasım ayında merhum cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile bağlantılı dosyaların açıklanmasını hararetle talep ettiğinde Trump’la açık bir çatışma rotasına girmişti ve o tarihten bu yana Başkan’a yönelik kampanyasını daha da sertleştirdi.
Greene ayrıca yönetimi ve Kongre’deki Cumhuriyetçi meslektaşlarını, ortalama Amerikalılar için artan sağlık hizmetleri maliyetlerini görmezden gelmekle ve bu konuda hiçbir adım atmamakla eleştirdi.
Trump’ın Kongre’deki Cumhuriyetçiler arasında neredeyse tam destek gördüğü yönündeki algıyı da sorgulayan Greene, aynı milletvekillerinin geçmişte Trump’la alay ettiklerini öne sürdü.
Buna karşılık Trump, Georgia’yı temsil eden Greene’e verdiği desteği ve onayını geri çekti. Trump, Greene’i “hain” ve Cumhuriyetçi Parti için bir “utanç” olarak nitelendirirken, yönetimine yönelik “saldırıları” nedeniyle onu “çürük elma”ya benzetti.
Amerikalılar arasında ve Cumhuriyetçi Parti içinde filizlenen memnuniyetsizliğin ara seçimler yaklaştıkça artıp artmayacağı ise henüz belirsiz.
Trump, büyük ölçüde çatışmaları sona erdirerek Nobel Barış Ödülü’nü kazanma hedefiyle dış politikaya yoğunlaşmak yerine, huzursuzluğu yatıştırabilecek iç politika başlıklarına daha sert biçimde odaklanarak tabloyu tersine çevirebilir.
Ancak 2026’ya girilirken en zorlu dosya olan Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı hâlâ çözüme kavuşmuş değil.